ÇOCUK SESİ

Çocuğunuzu Büyütürken Yalnız Değilsiniz..

Televizyon ve Biz

Televizyonun izlenme oranı TUİK verilerine göre %94, kitap okuma oranı %4 ülkemizde. Televizyonun hemen her kanalında yayınların çoğu olumlu mesajlar vermekten çok uzak;öyle ki akraba evliliklerinden kaynaklanan beyin hastalıklarının çokluğuna karşın amca kızına duyulan aşkı anlatan dizilerimizin sonu gelmiyor.. Dizi kahramanları ise rollerindeki olumsuz tutumların insanları eğittiğini savunurken bilimsel araştırmalar tam aksini söylüyor. Şiddet içerikli film izleyen çocukların oyunları izlemeyenlere göre şiddet dolu.

Kendi çocuklarınızdan biliyorsunuz zaten bunu değil mi? Çok güzel bir çocukluk geçirdiğimi hatırlarım. İlkokulu beş ayrı ilde okudum, beş ayrı okul, beş ayrı öğretmen demek bu. Annem babamı bilemem ama her yıl taşınmak benim ve kardeşlerim için aslında eğlenceliydi; eşyaları kaldır yerleştir oyunu gibi. Güvende hissettiğimiz anne-babamızla olduktan sonra mekanların değişmesi hiç sorun olmamıştı bizim için; hala mekan değişikliklerini çok severim bu nedenle. Evlerde TV olmadığı zamanlarda çoğu akşam ailece tanıdıklara gidilir ya da onlar bize gelirdi. Öyle "yarın iş var, evde oturalım" düşüncesi olmazdı. Arkadaşlarla sohbet ortamı her zaman tercih edilirdi.

Ortaokula başladığım yıl çocukluk arkadaşımla okul çıkışı ya onlara ya bize giderdik. Okuldan yürüyerek çıkar, daha yakın olan bizim eve gider, evde kimse yoksa arkadaşımın evine yönelirdik; bilirdik ki annem onlarda. Akşam babaların işyerleri aranır hangi evde olduğumuz bildirilirdi. Annemler çok lezzetli Kastamonu usulü etli ekmek yaparlardı. Yemekli sohbeti siz düşünün. Yok, yok düşünemeyebilirsiniz; biliyorum ki artık yemek yerken arkadaşlarınızla TV izliyorsunuz. O zamanlar ailece yapılan komşu ziyaretlerinde çay, kek, ev poğaçası ve kuruyemiş-meyve ikramlarıyla renklenen eğlenceli sohbetleri bazen çocuk gözümüzle dinlerdik bazen de kendi aramızda oyunlar oynardık komşu çocuklarıyla. Büyüklerin sohbetleri sırasında uyku da çok tatlı gelirdi, ninni gibi. Babamın kucağında eve taşındığım anlar çok olmuştur. Ben biraz büyüdüğümde de kardeşimi taşıdığını hatırlarım.

Televizyon ben birinci sınıfa giderken girdi yaşantımıza. Hep hatırlarım babam akşam üzeri getirdi televizyonu eve. Ekran açıldığında Gülliver çizgi filmi vardı TRT'de, başka kanal yoktu ki zaten. Kız kardeşim ve ben heyecandan başından kalkamamıştık. O güne kadar TV'si olan komşularda izlerdik ara sıra en fazla yarım saat. Babam dayanamadı bize, öğretmen maaşıyla borçlandı ve aldı televizyonu. İlk yıllarda renk ve heyecan taşıdı yaşamımıza. Açılış saatini iple çekerdik, gece haberlerin ardından kapanış müziğine kadar izlerdik. Lise dönemlerine denk gelen 80'li yıllar hiç bir filmi kaçırmadığım zamanlardır. Annemin cumartesi sabahları saat 10:00'da başlayan "arkası yarın" radyo tiyatrosunu nasıl hazır beklediğini hiç unutmadım. Üniversite yıllarımda ben de dinlemeye devam ettim. Öneririm hala yayında; bozuk Türkçe ile konuşan sayısız radyocuların arasından ararsanız bulacaksınız.

Bugün hala çok sağlam bir film izleyicisiyim.TV'de film izlemek benim için sinemada olduğu kadar zevkli çünkü dünyayı unuturum. Ancak akşam yemeklerimizde yalnızca radyo dinler, konuşuruz. Biliyorum büyümekte olan oğlumla belki de tek ortak zamanımız yemek saatlerimiz olacak; bir kahvaltı bir de akşam yemeği. Artık O'da o kadar alıştı ki yemek zamanı olunca televizyonu kendisi kapatıyor çünkü birlikte olmanın tadına varabiliyor farketti ki.

Beyaz cam her zaman çocuklar ve gençler için cazip elbette. Daha bebekken farkettikleri renkli dünya bazen gerçek dünyadan da koparıyor çocukları eğer dikkatli bir anne-babaları yoksa... Anne babalarla görüşmemiz sırasında yalnızca bir gün ve gece televizyon açmamalrını rica ediyorum; tekrar görüştüğümüzde şaşkınlıkla anlatıyorlar televizyon olmadan konuşmayı unuttuklarını ve yapacak bir şey bulamadıklarını farkettiklerini.. Gülüyoruz.

Yalnızca bir günün akşamını TV'siz geçirmeyi deneyin mutlaka. Şaşıracaksınız mutluluğunuza...

Saat